Görsel Yok

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E: 2012/16121 K: 2013/4440

Temmuz 15, 2026 Suat Şimşek 0

Ehliyetsizlik ve muris muvazaası hukuksal nedenlerine dayalı tapu iptal ve pay oranında tescil isteğine ilişkin olarak açılan davada dava dışı mirasçı kişi tarafından açılmış dava bulunmadığı ve davacı tarafından tüm mirasçılar adına tescil talep edilmediği halde, istek aşılarak mirasçı dava açmayan mirasçıya da pay verilmek suretiyle iptal ve tescile karar verilmiş olması doğru değildir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E: 2013/5279 K: 2013/8683

Temmuz 15, 2026 Suat Şimşek 0

Kayıt maliki davalı B. İ.’in durumuna gelince; davalı B. İ.’in, miras bırakanın oğlu Ç.’in eşinin kardeşinin eşi olması nedeniyle ilk temlik işleminin muvazaalı olduğunu bildiği veya bilecek durumda olduğundan iyiniyetli olduğunun söylenemeyeceği ve TMK’nın 1023.maddesinin koruyuculuğundan da yaralanamayacağı açıktır. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E: 2013/2881 K: 2013/4364

Temmuz 15, 2026 Suat Şimşek 0

Mahkemece son kayıt maliki davalının iyiniyetli olduğu sonucuna varılmış ise de tanık anlatımlarından davalının diğer davalıya ait işyerinde çalıştığı anlaşılmakta olup dosyaya ibraz edilen ve davalılar tarafından açıkça itiraz edilmeyen fotoğrafların da bu olguyu doğruladığı görülmektedir. O halde, son kayıt maliki olan davalının, durumu bilen ya da en azından bilmesi gereken konumda olduğu sonucuna varılmaktadır. Bu itibarla, davalının TMK’nun 2. maddesi anlamında iyiniyetli sayılamayacağı ve aynı yasanın 1023. maddesinin koruyuculuğundan yararlanamayacağı kuşkusuzdur. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E: 2014/19395 K: 2017/762

Temmuz 15, 2026 Suat Şimşek 0

Muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı davalar, miras bırakanın muvazaalı sözleşme ile taşınmazı devrettiği kişi, onun mirasçısı ya da muvazaalı yahut kötü niyetli olarak taşınmazı devralan ikinci ve sonraki el durumunda bulunan kişiler aleyhine açılabilir. Bu durumda dava konusu taşınmazların, kadastro tutanakları ve varsa kadastro tutanaklarına dayanak belgelerin, tapuya ilk tescillerinden itibaren tüm maliklerini ve el değiştirmelerini gösterir tedavüllü tapu kayıtlarının, geldi ve gittilerinde ifraz veya imar sözkonusu ise tüm geldi ve gitti tapu kayıtlarının (birbirine takip edecek ve denetlenecek şekilde) ilgili tapu müdürlüğünden temin edilerek son durum mülkiyet bilgileri tespit edildikten sonra değerlendirme yapılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E: 2011/4252 K: 2011/8340

Temmuz 15, 2026 Suat Şimşek 0

Dava konusu temliklerin gerçekleştirdiği tarihte murisin gözetmediği başkaca mirasçısı yoktur. Davacı ile bu temliklerden sonra evlenmiştir. Bir başka ifadeyle temlik tarihinde davacının mirasçılık sıfatı yoktur ve aynı tarihte temlikte bulunmadığı başka bir mirasçısının varlığı söz konusu olmadığına göre yapılan temlik bakımından murisin iradesinin mal kaçırma amaçlı ve muris muvazaası ile illetli olduğu söylenemez. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi E: 2013/11738 K: 2013/12538

Temmuz 15, 2026 Suat Şimşek 0

Davanın, tapudaki satışların muris muvazaası olduğu iddiası ile taşınmazların tapularının iptali ile tenkis talebine yönelik, yenilik doğurucu hüküm almayı gerektiren dava olduğu anlaşılmıştır. Bu durumda, 3402 Sayılı Yasanın 25/3.maddesi gereğince mahkemenin yenilik doğurucu hüküm almayı gerektiren dava ile ilgili isteklerin incelenmesi kadastro mahkemesinin görevi dışında olduğundan, yenilik doğurucu hüküm almayı gerektiren tasarrufun iptaline ilişkin uyuşmazlığın asliye hukuk mahkemesince görülüp, sonuçlandırılması gerekmektedir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 1.  Hukuk Dairesi E: 1997/10570 K: 1997/11956

Temmuz 15, 2026 Suat Şimşek 0

Muvazaalı işlem geçersiz olup hiçbir hüküm ve sonuç doğurmaz. Ayrıca belirli bir sürenin geçmesiyle veya tarafların olurları (rızaları) ile geçerli hale gelemez. Mahkemece kendiliğinden (resen) göz önünde tutulur. Bu itibarla muvazaa nedenine dayanılarak, her zaman dava açılabilir. Açılan dava sonunda verilen karar yenilik doğurucu değil, açıklayıcı bir karar olduğundan geçmişe etkili (makable şamil) hüküm ve sonuç doğurur. Ayrıca davacının önceki davada çekişmeli taşınmazın terekeye döndürülmesini istemeyip, pay oranında dava açması, daha sonra ölen annesinin payı hakkında dava açmasını engellemez. Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarına göre hakkı çiğnenen tüm mirasçılar, pay oranında iptal ve tescil davası açabilecekleri gibi, taşınmazın terekeye döndürülmesini de isteyebilirler. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E: 2012/542 K: 2012/905

Temmuz 15, 2026 Suat Şimşek 0

Üçüncü kişi konumundaki taşınmazı temlik alan davalının iyi niyetli olup olmadığının belirlenmesi yönünden tarafların bildirecekleri tanıkların dinlenmesi, davalının ekonomik durumunun araştırılması ve tüm kanıtlar değinilen ilkeler ile birlikte değerlendirme yapılması, sonucuna göre karar verilmesi gerekir. Diğer taraftan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler. Dava açan mirasçı üçüncü kişi durumunda olduğundan, davasını her türlü delil ile ispat edebilir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 1.  Hukuk Dairesi E: 2007/13020 K: 2008/3383

Temmuz 15, 2026 Suat Şimşek 0

Yenilik doğurucu davaların kadastro mahkemesinin görevine girmediği tartışmasızdır. Oysa muris muvazaası hukuksal nedeniyle açılan davalar mülkiyet hukuku ile ilgili olup, sonucu itibariyle verilen hükümler yenilik doğurucu değil, açıklayıcı nitelik taşırlar. O halde taşınmazın tutanağının düzenlenmesiyle 3402 sayılı Yasa’nın 25. maddesi gereğince genel mahkemenin görevinin sona ereceği ve Kadastro Mahkemesince 3402 sayılı Yasa’nın 30. maddesi hükmü gözetilerek çekişmenin giderileceği açıktır. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E: 2011/3137 K: 2011/8013

Temmuz 14, 2026 Suat Şimşek 0

Mahkemece, çekişme konusu taşınmazın murisin öldüğünü bilen eşi vekil Hatice tarafından mal kaçırmak amacıyla düşük bedelle davalıya temlik edildiği, davalının iyi niyetli olmadığı, muris muvazaasının sabit olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Türk Medeni Yasasının 28. maddesi uyarınca, ölümle şahsiyet son bulacağına göre miras bırakanın mirasçılık belgesinde belirlenen mirasçıların miras payları oranında tescile karar verilmesi gerekirken ölü kişi Celal Saim Güney adına tescile hükmedilmiş olması doğru değildir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E: 2011/10433 K: 2012/2385

Temmuz 14, 2026 Suat Şimşek 0

Çekişme konusu taşınmazların öncesinde tapusuz ve miras bırakana ait olduğu, onun tarafından bağışlanması sebebiyle kadastro tespitinin davalı adına yapılarak kesinleşmesi ile çap kaydının oluştuğu sabittir. Muris tarafından yapılan tasarruf, mülkiyeti davalıya geçiren işlemlerden ise de; böylesi bir durumda 1.4.1974 tarih 1-2 sayılı İnançları Birleştirme Kararının uygulama yerinin bulunmadığı ve muris muvazaasına ilişkin iddianın dinlenemeyeceği, koşullarının varlığı halinde TMK’nun 560 ila 571. maddelerinde öngörülen tenkis davasına konu edilebileceği açıktır. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E: 2013/5279 K: 2013/8683

Temmuz 14, 2026 Suat Şimşek 0

Dava dışı İbrahim’in miras bırakanın tek erkek çocuğu olduğu, eşi ve çocuklarıyla birlikte babası miras bırakanın yanında kaldığı, alım gücünün bulunmadığı, miras bırakanın satım ihtiyacının olmadığı dosya kapsamı ve tanık beyanlarından anlaşılmaktadır. O halde, ilk satış işleminin muvazaalı olduğu hususu kuşkusuzdur. Kayıt maliki davalı Ahmet’in durumuna gelince; davalı Ahmet’in, miras bırakanın oğlu İbrahim’in eşinin kardeşinin eşi olması nedeniyle ilk temlik işleminin muvazaalı olduğunu bildiği veya bilecek durumda olduğundan iyiniyetli olduğunun söylenemeyeceği ve TMK’nın 1023. maddesinin koruyuculuğundan da yaralanamayacağı açıktır. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E: 2012/492 K: 2012/696

Temmuz 14, 2026 Suat Şimşek 0

Somut olayda, çekişmeye konu taşınmazın miras bırakan tarafından davalılara 01.11.2004 tarihinde temlik edildiği, miras bırakanın temlik iradesinin gerçekleştiği tarih itibariyle davalı çocukları dışında başkaca mirasçısının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Kaldı ki, temlik tarihinde davacı miras bırakan ile aynı evde yaşayan, ücret karşılığı miras bırakana bakıcılık yapan birisidir. Çekişmeye konu taşınmazın öncesinde davalı çocukların annelerine ait ½ payının bulunduğu da gözetildiğinde miras bırakanın mirasçıdan mal kaçırmak amacıyla hareket ettiğini söyleyebilme olanağı bulunmamaktadır. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E: 2011/4252 K: 2011/8340

Temmuz 13, 2026 Suat Şimşek 0

Temlikleri gerçekleştirdiği tarihte mirasbırakanın gözetmediği başkaca mirasçısı yoktur. Bir başka ifadeyle temlik tarihinde davacının mirasçılık sıfatı yoktur ve aynı tarihte temlikte bulunmadığı başka bir mirasçısının varlığı söz konusu olmadığına göre yapılan temlik bakımından murisin iradesinin mal kaçırma amaçlı ve muris muvazaası ile illetli olduğu söylenemez. Şayet davacının murisle evlenmeden önce murisin yapmış olduğu temlik o tarihte mirasçı olan kişi veya kişilerden mal kaçırmak amacıyla yapılmış olsa idi muvazaalı işlemin başlangıçtan itibaren hiçbir hukuki sonuç doğurmayacağı sebebiyle Türk Medeni Kanununun 599. maddesi hükmü gereğince murisin ölüm tarihinde mirasçısı olan davacının da murisin terekesi üzerinde kanuni hak sahibi olacağı nedeniyle böylesi bir davanın dinlenmesi söz konusu olabilirdi. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E: 2013/3154 K: 2013/5147

Temmuz 13, 2026 Suat Şimşek 0

He ne kadar, 6100 sayılı HMK’nın 12/3. maddesinde, taşınmazın aynına yönelik davaların birden fazla taşınmaza ilişkin olması halinde taşınmazlardan birinin bulunduğu yer mahkemesinde diğer taşınmazlarla birlikte dava açılabileceği öngörülmüş ise de; somut olay bakımından, taşınmazların bulunduğu yerlerde ayrı ayrı açılmış olan davaların, yargılamanın sağlıkli biçimde yürütülebilmesi için yine taşınmazların bulunduğu yer mahkemelerinde görülmelerinde hukuki yarar mevcuttur. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E: 2001/958 K: 2001/1035

Temmuz 12, 2026 Suat Şimşek 0

Vasiyetçi her ne kadar vasiyetnameden, vasiyetname ile bağdaşmayan bir hukuki tasarrufla rücu edebilirse de o tasarrufun hukuki sonuç doğurabilmesi daha açık bir anlatımla vasiyetnameyi ortadan kaldırabilmesi için sonradan yaptığı hukuki tasarrufun geçerli olması gerekir. Öyleyse lehine muayyen mal vasiyetinde bulunulan davalı ve karşı davacı, vasiyetnameden kaynaklanan kişisel hakkına dayanarak vasiyetçinin daha sonra yaptığı satışın muvazaa nedeniyle hüküm ve sonuç doğurup doğurmayacağını ileri sürüp iptal ve vasiyetçi adına tescili yönünde dava açmakta hukuki yararı ve hakkı bulunduğunun kabulü gerekir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E: 2012/8995 K: 2012/14620

Temmuz 12, 2026 Suat Şimşek 0

Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tüm mirasçılar adına tescil isteğine ilişkindir. Somut olayda, elbirliği (iştirak) halinde mülkiyet söz konusu olup, dava dışı ortaklar bulunmaktadır. Hal böyle olunca, davaya katılmayan ortakların olurlarının alınması ya da miras şirketine Medeni Kanunun 640. maddesi uyarınca atanacak temsilci aracılığı ile davanın sürdürülmesi gerekirken, davanın görülebilirlik koşulu göz ardı edilerek yazılı olduğu üzere davanın esası hakkında hüküm kurulması doğru değildir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E: 2015/10739 K: 2015/13279

Temmuz 12, 2026 Suat Şimşek 0

Davacının davada aktif dava ehliyetinin bulunup bulunmadığının tespitinin davanın neticesine etkili olduğu gözetilerek, yukarıda belirtilen gerekçelerle hasımlı açılacak davada davacının mirasçı olarak gösterildiği mirasçılık belgesinin, vasiyet yolu ile mirasçılıktan çıkartıldığı da öne sürülmek suretiyle iptali ve yeni mirasçılık durumunu belirleyen kararın alınması için davalılara önel verilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bu husus gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E: 2012/14532 K: 2013/13205

Temmuz 12, 2026 Suat Şimşek 0

Muris muvazaası hukuksal nedenine dayanılarak dava açılmışsa da, dava tarihinde miras bırakanın sağ olduğu anlaşılmaktadır. Mirasbırakanın dava devam ederken ölmesi de başlangıçta bulunmayan dava şartını geçerli hale getirmez. O halde, dava tarihi ve miras bırakanın ölüm tarihi gözetildiğinde bu bakımdan da davanın dinlenmesine yasal olanak bulunduğu söylenemez. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E: 2013/21279 K: 2014/3467

Temmuz 12, 2026 Suat Şimşek 0

Muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı olarak eldeki davanın açıldığı, dava tarihi itibari ile temliki yapan murisin sağ olduğu, bu durumda muris muvazaası iddiasının dinlenemeyeceği, dava dilekçesinde ehliyetsizlik hukuksal nedenine de dayanılmadığı anlaşıldığına göre davacıların temyiz itirazı yerinde değildir. Devamını Oku

Görsel Yok

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E: 2010/1445 K: 2010/3898

Temmuz 12, 2026 Suat Şimşek 0

Bir önceki miras bırakanın (kök miras bırakanının) yaptığı muvazaalı temlik hakkında mirasçılardan biri (ara miras bırakan) dava açmasa bile, ölümü ile onun mirasçılarının dava açma hakları mevcuttur. İcazetle veya belirli bir süre geçtiği halde dava açılmaması ile muvazaalı sözleşme geçerli hale gelmez. Ara miras bırakan sağlığında dava açmasa dahi dava hakkından vazgeçmiş sayılmayacağından, onun hakkı halefiyet kuralı ile mirasçısına geçer. Mirasçı da miras hakkına engel olan kök miras bırakan tarafından yapılan muvazaalı sözleşmenin geçersizliğini ve bu sözleşmeye dayanan tapunun iptalini isteyebilir. Devamını Oku