1. Anasayfa
  2. Danıştay 6. Dairesi Kararları

Danıştay 6. Dairesi E: 1997/4802 K: 1998/4766 T: 21/10/1998


Parselasyon işleminin ilanen tebligat yoluyla duyurulmasından önce davacıların adreslerine tebligat yapılmadığı gibi davacıların bu işlemden haberdar olduklarına ilişkin herhangi bir kanıtta bulunmadığı ve ayrıca uygulama işlemi niteliğindeki parselasyon işleminin tebliği üzerine mevzi imar planın iptali istemiyle dava açılabileceğinden bu hususlar göz önünde bulundurulmadan idare mahkemesince davanın süreaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinde isabet görülmediği

Dava, … parsel sayılı taşınmazda parselasyon yapılmasına ilişkin 10.1.1996 günlü belediye encümeni kararı ile 27.10.1995 günlü, … sayılı belediye meclisi kararı ile onanan mevzi imar planının iptali istemiyle açılmış; İdare Mahkemesince, davacıların hissedarı olduğu … parsel sayılı taşınmaza ait mevzi imar planının 29.10.199529.11.1995 tarihleri arasında ilan edilmesi üzerine davacılardan …’ın 23.11.1995 günlü dilekçe ile askı süresi içinde yaptığı itirazın reddine ilişkin 26.12.1995 günlü, … sayılı belediye meclisi kararının 29.12.1995-29.1.1996 tarihleri arasında ilan edildiği, bu durumda mevzi imar planına askı süresi içinde yapılan itirazın 60 gün içinde cevap verilmemesi nedeniyle reddedilmiş sayılarak 60 günlük dava açma süresi içinde dava açılması gerekirken bu süre geçirilerek 10.9.1996 gününde açılan davada süreaşımı bulunduğu, ayrıca … açısından da dava açma süresinin geçirildiği, diğer taraftan parselasyon işlemine ilişkin encümen kararının 11.1.1996-12.2.1996 tarihleri arasında ilan edildiği ancak Fikret Kılıç’ın daha önce 6.10.1994 günlü dilekçe ile parselasyon işlemini öğrendiğini belirterek idareye başvuruda bulunduğu, 23.11.1995 günlü dilekçe ile önceki başvuruya atıfta bulunarak itiraz ettiği, Osman Kılıç’ın ise 9.2.1996 günlü başvurusu ile taşınmazında düzenleme yapıldığını öğrendiğini belirterek düzenlemenin durdurulmasını ve ne gibi bir işlem yapıldığının tarafına bildirilmesini istediği, bu durumda parselasyon işleminin 9.2.1996 gününde öğrenildiğinin kabulü ile 2577 sayılı Yasanın 10.maddesi uyarınca başvuru tarihinden itibaren 60 gün içinde cevap verilmemesi nedeniyle takip eden 60 gün içinde dava açılması gerekirken bu süre geçirildikten sonra 10.9.1996 günü açılan davada süreaşımı bulunduğu gerekçesiyle davanın 2577 sayılı Yasanın 15/1-b maddesi uyarınca reddine karar verilmiş; bu karar davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.

T.C. Anayasasının 125. maddesinde, idari işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin yazılı bildirim tarihinden başlayacağı kurala bağlanmış, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 7. maddesinin 2. fıkrasında da Anayasa kuralına paralel bir düzenleme getirilerek idari uyuşmazlıklarda dava açma süresinin yazılı bildirimin yapıldığı günden başlayacağı belirtilmiş, 7201 sayılı Tebligat Kanununa İlişkin Tebligat Tüzüğünün 51. maddesinde ise tebliğin muhatap muttali olmuş ise geçerli olacağı. muhatabın beyan ettiği tarihin tebliğ tarihi sayılacağı ve muhatabın tebliğe muttali olduğunun ve bunun tarihin iddia ve ispatına cevaz bulunmadığı öngörülmüştür.

Nitekim Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun parselasyon planlarına karşı açılacak davalara ilişkin 12.2.1970 günlü, 1970/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da Anayasanın idarenin işlemlerinden dolayı açılacak davalarda süre aşımının yazılı bildirim tarihinden başlayacağı hükmü karşısında ilan tarihini dava açma süresine başlangıç kabul etmenin imkansız olduğu, zira Anayasanın temel hukuk kuralları dışında bir konuyu ayrıntılarıyla düzenlemesi ve bu hükmün daha önceki Kanunlarda bulunup aynı konuyu düzenleyen hükümlere aykırı olması halinde konuyu yeniden düzenleyen Anayasa hükmünün uygulanmasının tabii olduğu hüküm altına alınmıştır.

Diğer taraftan, 3194 sayılı İmar Kanununun 18. maddesi uyarınca parselasyon planlarında ve dağıtım cetvellerinde kapsadıkları alan içindeki her taşınmaz mala karşılık sahiplerine verilecek bağımsız veya şuyulu imar parsellerinin parsel büyüklükleri, hisse miktarı, parsellerin konumu gibi hususlar ayrı ayrı gösterildiğinden bu planların düzenlemeye tabi tuttukları taşınmaz sahipleri için subjektif ve kişisel işlemler oldukları kuşkusuzdur. Bu itibarla idarenin böyle bir işlemi bizzat davacıya ve 7201 sayılı yasanın ilgili hükümleri uyarınca tebliğ etmesi gerekmektedir.

Yine, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 7.maddesinin 1.fıkrasında; “Dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay’da ve İdare Mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gün olduğu, 4.fıkrasında da “ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresinin, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı ancak bu işlemlerin uygulaması üzerine ilgililerin, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilecekleri, düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olmasının bu düzenlemeye dayalı işlemin iptaline engel olmayacağı” hükümlerine yer verilmiştir.

İmar planlarının nitelikleri itibariyle düzenleyici işlem oldukları Danıştay’ın süregelen içtihatları ile kabul edilmiş bulunmaktadır. Bu durumda bir düzenleyici işlem olan imar planı değişikliğine karşı yasanın yukarıda belirtilen hükmüne istinaden uygulama üzerine de dava açılması mümkündür.

Dosyanın incelenmesinden, davacıların hissedarı olduğu taşınmaza yönelik mevzi imar planının 27.10.1995 günlü, … sayılı belediye meclisi kararı ile onandığı, 29.10.1995-29.11.1995 tarihleri arasında ilan edildiği, davacılardan …’ın 23.11.1995 günlü dilekçe ile idareye başvurarak anılan taşınmazda haberi ve rızası olmadan yapıldığını iddia ettiği parselasyon işlemine itirazda bulunduğu ancak parselasyon işleminin bu tarihten sonraki bir tarihte yani 10.1.1996 günlü, … sayılı belediye encümeni kararıyla yapıldığı, davalı idarece söz konusu başvurunun mevzi imar planına askı süresi içinde yapılan bir itiraz kabul edilmesi suretiyle 26.12.1995 günlü, … sayılı belediye meclisi kararı ile itirazın reddedildiği ve itirazın reddine ilişkin bu işlemin 29.12.1995-29.1.1996 tarihleri arasında ilan edildiği, ardından 10.1.1996 günlü, … sayılı belediye encümeni kararıyla yapılan parselasyon işleminin 11.1.1996-12.2.1996 tarihleri arasında ilan edildiği, diğer taraftan davacılardan …’ın 9.2.1996 gününde kayda geçen dilekçesinde taşınmazı üzerinde bazı düzenlemeler yapıldığını öğrendiğini belirterek ne gibi işlemler yapıldığının tarafına bildirilmesi yönünde istemde bulunduğu anlaşılmaktadır.

Olayda, dava konusu parselasyon işleminin ilanen tebliği yoluyla duyurulmasından önce davacıların adreslerine tebligat yapılmadığına ilişkin bir belge ve bilgi bulunmadığı gibi davacılardan …’ın 23.11.1995 günlü başvurusunun parselasyon işlemine ilişkin 10.1.1996 günlü belediye encümeni kararından önce olması nedeniyle dava açma süresinin başlangıcına esas alınması mümkün değildir. Diğer taraftan, anılan başvuru her ne kadar belediye meclisince askı süresi içinde mevzi imar planına yapılmış bir itiraz kabul edilerek reddedilmiş ise de bu nitelikte bulunmadığından, plandan haberdar olunduğundan da sözedilemez. Ayrıca, davacılardan …’ın 9.2.1996 günlü başvurusunun ise bilgi alma mahiyetinde olması karşısında parselasyon işleminin öğrenme tarihi olarak kabul edilemeyeceği açıktır.

Bu durumda, parselasyon işleminin ilanen tebligat yoluyla duyurulmasından önce davacıların adreslerine tebligat yapılamadığı gibi davacıların bu işlemden haberdar olduklarına ilişkin herhangi bir kanıtta bulunmadığı ve ayrıca uygulama işlemi niteliğindeki parselasyon işleminin tebliği üzerine mevzi imar planının iptali istemiyle dava açılabileceğinden bu hususlar göz önünde bulundurulmadan İdare Mahkemesince, davanın süreaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, … İdare Mahkemesinin … günlü, 1996/1771 sayılı kararının BOZULMASINA, karar verildi.