Kentsel dönüşüm ve gelişim alanı sınır ilanına ilişkin belediye meclisi kararı, buna dayanılarak sonradan yapılan planlara altlık oluşturan ve bu planları yönlendiren bir işlem olup, plan niteliğinde düzenleyici bir işlem olarak kabulü mümkün bulunmamaktadır. Bu bağlamda, dava konusu karar ilan edilmiş ise de, bu işleme karşı dava açma süresinin ilan tarihinden değil öğrenme tarihi itibariyle başlayacağının kabulü gerekmektedir. Bu durumda, dava dilekçesinde kentsel dönüşüm ve gelişim alan sınırı belirlenmesine ilişkin işlemin, bu karara dayanılarak yapılan 1/5000 ve 1/1000 ölçekli imar plan değişikliği işlemleri ile birlikte dava konusu edilebilir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:
Dava; Trabzon ili, A1 Mahallesi, 355 ada, 26 parsel sayılı taşınmazı da kapsayan alanın 1. Bölge Kentsel Yenileme (Gecekondu Dönüşüm) Alanı olarak belirlenmesi ve bu kapsamda 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planının hazırlanması yolundaki 07.05.2010 tarihli, 173 sayılı belediye meclisi kararının iptali istemiyle açılmış; İdare Mahkemesince, dava konusu meclis kararının 20.05.2010 ile 18.06.2010 tarihleri arasında askıya çıkartılmak suretiyle ilan edildiği, davacı tarafından herhangi bir itirazda bulunulmadığı, son ilan tarihinden itibaren 60 günlük yasal süre içerisinde dava açılması gerekirken bu süre geçirildikten sonra 20.09.2010 tarihinde açılan davada süre aşımı bulunduğu anlaşıldığından, davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, bu karar davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
5393 sayılı Belediye Kanununun 73. maddesinde “Belediye, belediye meclisi kararıyla; konut alanları, sanayi alanları, ticaret alanları, teknoloji parkları, kamu hizmeti alanları, rekreasyon alanları ve her türlü sosyal donatı alanları oluşturmak, eskiyen kent kısımlarını yeniden inşa ve restore etmek, kentin tarihi ve kültürel dokusunu korumak veya deprem riskine karşı tedbirler almak amacıyla kentsel dönüşüm ve gelişim projeleri uygulayabilir. Bir alanın kentsel dönüşüm ve gelişim alanı olarak ilan edilebilmesi için yukarıda sayılan hususlardan birinin veya bir kaçının gerçekleşmesi ve bu alanın belediye veya mücavir alan sınırları içerisinde bulunması şarttır. Ancak, kamunun mülkiyetinde veya kullanımında olan yerlerde kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanı ilan edilebilmesi ve uygulama yapılabilmesi Bakanlar Kurulu kararına bağlıdır.” hükmü yer almıştır.
3194 sayılı İmar Kanununun, “Planların hazırlanması ve yürürlüğe konulması” başlıklı 8. maddesinin (b) bendinde “İmar Planları; Nazım İmar Planı ve Uygulama İmar Planından meydana gelir. Mevcut ise bölge planı ve çevre düzeni plan kararlarına uygunluğu sağlanarak, belediye sınırları içinde kalan yerlerin nazım ve uygulama imar planları ilgili belediyelerce yapılır veya yaptırılır. Belediye meclisince onaylanarak yürürlüğe girer. Bu planlar onay tarihinden itibaren belediye başkanlığınca tespit edilen ilan yerlerinde bir ay süre ile ilan edilir. Bir aylık ilan süresi içinde planlara itiraz edilebilir. Belediye Başkanlığınca belediye meclisine gönderilen itirazlar ve planları belediye meclisi onbeş gün içinde inceleyerek kesin karara bağlar.Onaylanmış planlarda yapılacak değişiklikler de yukarıdaki usullere tabidir” kuralı yer almaktadır. Öte yandan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun “Dava açma süresi” başlıklı 7. maddesinde dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve İdare Mahkemelerinde altmış gün olduğu; ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresinin, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı; yine aynı Yasanın “Üst makamlara başvurma” başlıklı 11. maddesinde, ilgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılmasının üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebileceği, bu başvurunun işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durduracağı, altmış gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı hususu kurala bağlanmıştır.
Dosyanın incelenmesinden, uyuşmazlık konusu meclis kararının 20.05.2010 ile 18.06.2010 tarihleri arasında askıya çıkartılmak suretiyle ilan edildiği, davacı tarafından herhangi bir itirazda bulunulmadığı, daha sonra haricen taşınmazlarının bulunduğu alanın kentsel dönüşüm alanı ilan edildiğini öğrenmesi üzerine 20.09.2010 tarihinde bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İdare Mahkemesince, kentsel dönüşüm ve gelişim alanı sınır ilanına ilişkin dava konusu işlemin düzenleyici bir işlem olduğu gerekçesiyle askı tarihleri esas alınmak suretiyle davanın süreaşımı yönünden reddine karar verilmiş ise de, söz konusu sınır ilanına ilişkin belediye meclisi kararı, buna dayanılarak sonradan yapılan planlara altlık oluşturan ve bu planları yönlendiren bir işlem olup, plan niteliğinde düzenleyici bir işlem olarak kabulü mümkün bulunmamaktadır. Bu bağlamda, dava konusu karar ilan edilmiş ise de, bu işleme karşı dava açma süresinin ilan tarihinden değil öğrenme tarihi itibariyle başlayacağının kabulü gerekmektedir.
Bu durumda, dava dilekçesinde kentsel dönüşüm ve gelişim alan sınırı belirlenmesine ilişkin işlemin, bu karara dayanılarak yapılan 1/5000 ve 1/1000 ölçekli imar plan değişikliği işlemleri ile birlikte dava konusu edilebilir olması karşısında davada süreaşımı bulunmadığından, İdare Mahkemesince işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, Trabzon İdare Mahkemesince verilen 09/03/2011 tarihli, E:2010/1282, K:2011/270 sayılı kararın BOZULMASINA, dosyanın adı geçen Mahkemeye gönderilmesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 06/05/2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY : Dava; Trabzon ili, A1 Mahallesi, 355 ada, 26 parsel sayılı taşınmazı da kapsayan alanın 1. Bölge Kentsel Yenileme (Gecekondu Dönüşüm) Alanı olarak belirlenmesi ve bu kapsamda 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planının hazırlanması yolundaki 07.05.2010 tarihli, 173 sayılı belediye meclisi kararının iptali istemiyle açılmış; İdare Mahkemesince, dava konusu meclis kararının 20.05.2010 ile 18.06.2010 tarihleri arasında askıya çıkartılmak suretiyle ilan edildiği, davacı tarafından herhangi bir itirazda bulunulmadığı, son ilan tarihinden itibaren 60 günlük yasal süre içerisinde dava açılması gerekirken bu süre geçirildikten sonra 20.09.2010 tarihinde açılan davada süre aşımı bulunduğu anlaşıldığından, davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, bu karar davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
5393 sayılı Belediye Kanununun 73. maddesinde “Belediye, belediye meclisi kararıyla; konut alanları, sanayi alanları, ticaret alanları, teknoloji parkları, kamu hizmeti alanları, rekreasyon alanları ve her türlü sosyal donatı alanları oluşturmak, eskiyen kent kısımlarını yeniden inşa ve restore etmek, kentin tarihi ve kültürel dokusunu korumak veya deprem riskine karşı tedbirler almak amacıyla kentsel dönüşüm ve gelişim projeleri uygulayabilir. Bir alanın kentsel dönüşüm ve gelişim alanı olarak ilan edilebilmesi için yukarıda sayılan hususlardan birinin veya bir kaçının gerçekleşmesi ve bu alanın belediye veya mücavir alan sınırları içerisinde bulunması şarttır. Ancak, kamunun mülkiyetinde veya kullanımında olan yerlerde kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanı ilan edilebilmesi ve uygulama yapılabilmesi Bakanlar Kurulu kararına bağlıdır.” hükmü yer almıştır.
Uyuşmazlıkta, dava konusu edilen belediye meclisi kararının kentsel dönüşüm alanı sınırı belirlenmesine yönelik olduğu, kentsel dönüşüm sınırı belirlenmesi işlemlerinin düzenleyici işlem niteliğinde olduğu, imar planlarına işlenilmek suretiyle askıya çıkartılarak ilan edildiği, 3194 sayılı İmar Kanununun 8. maddesi uyarınca ilanı sonrasında 60 günlük yasal süre içerisinde dava açılması ya da itiraz edilmesi sonucunda verilen cevap üzerine yasal süresi içerisinde dava konusu edilmesi gerektiği açık olup, davanın süreaşımı nedeniyle reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği oyuyla çoğunluk kararına katılmıyorum.