Son Yazılar

Danıştay 6. Dairesi E: 2012/5463 K: 2015/2537 T: 22.4.2015

İdarece öncelikle taşınmaz malikleri ile anlaşma yoluna gidilmesi, anlaşmanın gerçekleşememesi halinde de yine ilk önce olağan kamulaştırma yolunun tercih edilmesi, ancak 2942 sayılı Kanunun 27. maddesinde yer alan acelelik halinin bulunduğunun saptanması halinde anılan madde uyarınca acele kamulaştırılması zorunlu bulunan taşınmazlara yönelik olarak gerekli tespitler yapılıp sebepleri de belirtilmek suretiyle başvuruda bulunulması ve bunun sonucunda da başvuruda bulunulan taşınmazlara yönelik inceleme yapılarak koşulların gerçekleşmesi halinde Bakanlar Kurulunca 2942 sayılı Kanunun 27. maddesi uyarınca aceleliğine karar verilmiş olan taşınmazlara yönelik olarak acele kamulaştırma işlemlerinin yürütülmesi gerekmektedir. Devamını Oku

Danıştay 6. Dairesi E: 2012/4436 K. 2014/2274 T. 24.3.2014

Dava konusu büyükşehir belediye meclisi kararının kentsel dönüşüm ve gelişim alanı sınırının belirlenmesine yönelik olduğu, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı üzerinde sınır belirlemesinin yapıldığı, nazım imar planında herhangi bir sınır belirlemenin söz konusu olmadığı, kentsel dönüşüm alanı sınırının belirlenmesi sonrasında yeni imar planlarının hazırlanmadığı, mevcut imar planlarında fonksiyonel anlamda değişiklik yapılmadığı, kentsel dönüşüm ve gelişim alanında uygulanmak üzere kentsel dönüşüm projesi hazırlanmadığı, kentsel dönüşüm alanı olarak belirlenen bölgede dönüşümün ne şekilde gerçekleşeceği yolunda stratejilerin belirlenmediği görülmektedir. Bu haliyle, söz konusu saha kentsel dönüşüm ve gelişim alanı ilanı edilmeden yeterli inceleme ve araştırma yapılmadığı gibi alana ilişkin jeoteknik ve jeolojik raporların da dikkate alınmadığı, sahaya ilişkin projenin de yapılmaması nedeniyle taşınmaz sahipleri açısından belirsizlik yarattığı değerlendirilmiştir. Devamını Oku

Danıştay 6. Dairesi E: 2012/3790 K: 2015/2504 T: 21.4.2015

Kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanı ilanına ilişkin işlemin iptal edilmesi durumunda, kentsel dönüşüm alanındaki parsellerin 2942 sayılı Kanunun 27. maddesi uyarınca Hemşin Belediye Başkanlığı tarafından acele kamulaştırılmasına ilişkin Bakanlar Kurulu kararının dayanağı ortadan kalkmış bulunmaktadır. Devamını Oku

Danıştay 6. Dairesi E: 2012/3492 K: 2013/5107 T: 23.9.2013

Kentsel dönüşüm ve gelişim alanında bulunan bir taşınmazın kamulaştırılmasında öncelikle anlaşma yolunun denenmesi gerektiği, ayrıca imar planında konut alanı olarak belirlenen bir taşınmazdaki bu kullanım türünü davacının da uygulamaya geçirebileceği göz önüne alındığında, sadece kentsel dönüşüm ve gelişim alanında kaldığından bahisle taşınmazın kamulaştırılamayacağı hakkında. Devamını Oku

Danıştay 6. Dairesi E: 2012/3082 K: 2016/3589 T: 2.6.2016

5393 sayılı Kanun uyarınca kentsel dönüşüm ve gelişim alanı ilan edilen bir bölgeye yönelik olarak kentsel dönüşüm ve gelişim alanı ilanı sonrasında proje hazırlanması ve anılan proje doğrultusunda imar planı değişikliklerinin yapılması, söz konusu projeler ve mevcut imar planlarında öngörülen kullanım kararları dikkate alınarak öngörülen kullanım kararları doğrultusunda uygulama işlemlerinin tesis edilmesi gerektiği, kentsel dönüşüm ve gelişim alanı ilan edilmesinin tek başına kamulaştırma işlemi tesis edilmesine gerekçe olamayacağı açıktır. Devamını Oku

Danıştay 6. Dairesi E: 2011/6218 K: 2013/3096 T: 6.5.2013

Kentsel dönüşüm ve gelişim alanı sınır ilanına ilişkin belediye meclisi kararı, buna dayanılarak sonradan yapılan planlara altlık oluşturan ve bu planları yönlendiren bir işlem olup, plan niteliğinde düzenleyici bir işlem olarak kabulü mümkün bulunmamaktadır. Bu bağlamda, dava konusu karar ilan edilmiş ise de, bu işleme karşı dava açma süresinin ilan tarihinden değil öğrenme tarihi itibariyle başlayacağının kabulü gerekmektedir. Bu durumda, dava dilekçesinde kentsel dönüşüm ve gelişim alan sınırı belirlenmesine ilişkin işlemin, bu karara dayanılarak yapılan 1/5000 ve 1/1000 ölçekli imar plan değişikliği işlemleri ile birlikte dava konusu edilebilir. Devamını Oku

Danıştay 6. Dairesi E: 2012/4044 K: 2015/159 T: 11.11.2015

5393 sayılı Belediye Kanununun 73. maddesi gereğince; konut alanları, sanayi alanları, ticaret alanları, teknoloji parkları, kamu hizmeti alanları, rekreasyon alanları ve her türlü sosyal donatı alanları oluşturmak, eskiyen kent kısımlarını yeniden inşa ve restore etmek, kentin tarihi ve kültürel dokusunu korumak veya deprem riskine karşı tedbirler almak amacıyla bir alan kentsel dönüşüm ve gelişim alanı olarak ilan edilebilmektedir. Buna göre kamu hizmet alanları oluşturmak veya kamu hizmet alanı olarak kullanılan alanların yeniden düzenlenmesini sağlamak maksadıyla da kentsel dönüşüm ve gelişim projesi uygulanabilecektir. Devamını Oku

Danıştay Dördüncü Dairesi E: 2024/2237 K: 2024/4459

Uyuşmazlığın Samsun İlinde bulunan ve davacının mülkiyet iddiasının olduğu taşınmazların da bulunduğu alanın rezerv yapı alanı olarak ilan edilmesi işleminden kaynaklandığı, davanın görüm ve çözümünde 2577 sayılı Kanunun 34/1. maddesi uyarınca taşınmazların bulunduğu yer idare mahkemesi olan Samsun İdare Mahkemesi'nin yetkili olduğu anlaşılmıştır. Devamını Oku

Danıştay 4. Dairesi E: 2024/4083 K: 2024/7942

6306 sayılı Kanun’un Ek 1. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, dava konusu Bakanlar Kurulu kararına karşı, “riskli alan kararına karşı Resmî Gazete’de yayımı tarihinden itibaren dava açılabileceği, uygulama işlemleri üzerine riskli alan kararına karşı dava açılamayacağı” düzenlemesinin yürürlüğe girdiği 26/04/2016 tarihinden… Devamını Oku

Danıştay 6. Dairesi E: 2021/4951 K: 2021/8095 T: 10.06.2021

Transfer kavramının ismen çeşitli mevzuata girdiği görülmekte ise de; kamulaştırma yöntemine alternatif olarak kabul edilen bu yöntemin, başta İmar Kanunu olmak üzere yasa ile özel olarak tanımlanması ve hüküm altına alınması gerektiği ve bu kavramın uygulanmasına ilişkin esasların da yine yasal mevzuatta düzenlemesi gerektiği açıktır. Bu durumda, İmar Kanunu'nda yer almayan taşınmazın imar hakkı transferini öngören söz konusu yöntemin uyuşmazlığa konu plan notları ile kabul edilmesinde hukuka uygunluk, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bu kısmında sonucu itibariyle isabetsizlik bulunmamaktadır. Devamını Oku

Danıştay İDDK E: 2015/483 K: 2015/1447 T: 16.04.2015

Özel yasalarda, genel dava açma süreleri dışında ayrı dava açma süreleri öngörülmüş olan idari işlemlerin nitelikleri ve tabi oldukları dava açma süreleri idare tarafından ilgililerine bildirilmedikçe, özel dava açma sürelerinin işletilmesine Anayasa'nın 40. maddesi hükmü uyarınca olanak bulunmadığından, davacıya bildirilmemiş olan dava konusu Bakanlar Kurulu kararına karşı 6306 sayılı Kanun'da öngörülen 30 günlük özel dava açma süresinin değil, 60 günlük genel dava açma süresinin uygulanması gerektiğinden, öğrenme tarihinden itibaren 60 günlük genel dava açma süresi içinde açılan davada süre aşımı bulunmadığı gözetilmelidir. Devamını Oku

Danıştay 6. Dairesi E: 2015/10865 K: 2019/9588 T: 17.10.2019

Transfer kavramının ismen çeşitli mevzuatlara girdiği görülmekte ise de; kamulaştırma yöntemine alternatif olarak kabul edilen bu yöntemin, başta İmar Kanunu olmak üzere yasa ile özel olarak tanımlanması ve hüküm altına alınması gerektiği ve bu kavramın uygulanmasına ilişkin esasların da yine yasal mevzuatta düzenlemesi gerektiği açıktır. Bu durumda, kanunda öngörülmeyen bir müessese plan notlarıyla getirilemeyeceğinden 1 sayılı plan notu yönünden hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Devamını Oku

Yargıtay 20. Hukuk Dairesi E: 2017/2992 K: 2018/2721 T: 09.04.2018

Parsellerin tevhit edilmesine, münferit veya birleştirilerek veya imar adası bazında uygulama yapılmasına, yeniden bina yaptırılmasına, payların satışına, kat karşılığı veya hasılat paylaşımı ve diğer usuller ile yeniden değerlendirilmesine sahip oldukları hisseleri oranında paydaşların en az üçte iki çoğunluğu ile karar verilir. Buna göre sözü edilen madde hükmü anataşınmaz üzerinde yapının yıkılıp kat mülkiyetinin sona ermesinden sonra uygulanabileceğinden dava konusu taşınmaz üzerinde yapının halen mevcut olduğu, kat mülkiyetinin kurulu bulunduğu dikkate alındığında binanın yıkılarak yeniden yapılması yönünde kararın Kat Mülkiyeti Kanununun 45. maddesi gereğince tüm kat maliklerinin oybirliği ile verecekleri kararla mümkün olduğundan bu koşulu sağlamayan kat malikleri kurulu kararının iptali yerine yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Devamını Oku

Yargıtay 20. Hukuk Dairesi E: 2017/2880 K: 2018/2762 T: 09.04.2018

Parsellerin tevhit edilmesine, münferit veya birleştirilerek veya imar adası bazında uygulama yapılmasına, yeniden bina yaptırılmasına, payların satışına, kat karşılığı veya hasılat paylaşımı ve diğer usuller ile yeniden değerlendirilmesine sahip oldukları hisseleri oranında paydaşların en az üçte iki çoğunluğu ile karar verilir. Buna göre sözü edilen madde hükmü anataşınmaz üzerinde yapının yıkılıp kat mülkiyetinin sona ermesinden sonra uygulanabileceğinden dava konusu taşınmaz üzerinde yapının halen mevcut olduğu, kat irtifakının kurulu bulunduğu dikkate alındığında binanın yıkılarak yeniden yapılması yönünde kararın Kat Mülkiyeti Kanununun 45. maddesi gereğince tüm kat maliklerinin oybirliği ile verecekleri kararla mümkün olduğundan bu koşulu sağlamayan kat malikleri kurulu kararının iptali yerine yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru görülmemiştir. Devamını Oku

Danıştay 14. Dairesi E: 2015/2989 K: 2016/3125 T: 20.04.2016

6306 sayılı Yasada belirtilen teknik ve hukuki süreç sonunda riskli yapı olarak tespit edilen binaların yıkımı ve tahliyesi konusunda anlaşmaya varan yapıların maliklerine, malik olmasalar bile kiracı veya sınırlı ayni hak sahiplerine geçici konut veya işyeri tahsisi ya da kira yardımından yararlanma imkanı getirildiği, ancak bu yardımlardan yararlanabilmek için söz konusu kişilerin yıkılmadan önce yapılarda fiilen ikamet etmeleri gerektiği anlaşılmaktadır. Bu durumda; riskli yapı olarak tespit edilen ve yapılan anlaşma sonucu yıktırılmasına karar verilen yapı maliklerine kira yardımı yapılabilmesi için söz konusu yapıda ikamet etme şartı getiren 2015 yılına ait Kira Yardımı Uygulamaları Kılavuzunun 3.1, 3.2, 5.1 ve 5.2. maddelerinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Devamını Oku

Anayasa Mahkemesi E: 2016/133 K: 2017/155 T: 15.11.2017

6704 sayılı Kanunla, 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun’un 3. maddesinin yeniden düzenlenen (7) numaralı fıkrasının, F. 25. maddesiyle 6306 sayılı Kanun’a eklenen ek 1. maddenin (2) numaralı fıkrasının; 1. (a) bendinin ikinci cümlesinin, 2. (b) bendinin, G. 30. maddesiyle 27.6.1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin ek 11.maddesinin birinci fıkrasının değiştirilen (b) bendinde yer alan “...15/1/2012 tarihinden sonra...” ibaresinin, Anayasa’nın Başlangıç hükümleri ile 2., 5., 7., 10., 13., 36., 44., 45., 49., 55., 56., 63., 125., 153., 166. ve 169. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptallerine ve yürürlüklerinin durdurulmasına, H. 30. maddesiyle 27.6.1989 tarihli ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin ek 11. maddesinin birinci fıkrasının değiştirilen (b) bendinin Anayasa’nın 10., 49. ve 55. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline, karar verilmesi talebidir. Devamını Oku

Danıştay 14. Dairesi E: 2015/10568 K: 2016/1792 T: 15.03.2016

Tarafların uyuşmazlık konusu taşınmazla ilgili olarak karşılıklı ve birbirine uygun iradelerini Borçlar Kanunu'nun 29. ve Noterlik Kanunu'nun 60/3 ve 89. maddeleri uyarınca yetkili memur önünde açıklayıp, bu konuda düzenlenen ve imzalanan satış vaadi sözleşmesiyle ortaya koydukları ve satın aldıkları bağımsız bölümlerin tapularını almalarında bir engel bulunmayan davacıların, dava konusu taşınmazın riskli yapı tespitine yönelik işlem ile menfaatlerinin ihlal edildiğinin açık olduğu hakkında. Devamını Oku

Anayasa Mahkemesi E: 2018/1567 (Bireysel Başvuru) T: 10.02.2022

Başvuru; riskli yapı kapsamında olması sebebiyle yıktırılan taşınmazın yeni paylaşım yönteminin belirlenmesine ilişkin malikler kurulu kararının hukukiliğinin incelenmemesi nedeniyle mülkiyet hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının, malikler kurulu kararına rıza göstermeyen paydaşın hissesinin kamu otoritelerince satılması ve satış bedelinin düşük olması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Devamını Oku

Danıştay 14. Dairesi E: 2013/1493 K: 2013/5670 T: 10.09.2013

Uyuşmazlığa konu alanın 6306 sayılı Kanunda belirtilen "riskli alan" özelliğini taşıdığına dair düzenlenen raporun alanda bulunan yapılarla ilgili olarak üzerindeki yapılaşma sebebiyle can ve mal kaybına yol açma riski taşıdığına dair somut herhangi bir bilgi içermediği sonucuna ulaşıldığı, ayrıca alanın 1. Derece Kentsel Sit Alanı olması dolayısıyla Kültür ve Turizm Bakanlığının da görüşünün alınması zorunlu iken bu lazimeye uyulmadığının anlaşılmış olduğundan, dava konusu Bakanlar Kurulu kararında hukuka uyarlık görülmemiştir. Devamını Oku

Danıştay 14. Dairesi E: 2015/5053 K: 2016/974 T: 17.02.2016

Bir alanın üzerinde bulunduğu yapı stokunun can ve mal kaybına yol açma riski taşıması nedeniyle "Riskli Alan" olarak ilan edilebilmesi için, söz konusu alandaki binaların deprem riski belirlenirken daha çok binaların taşıyıcı sistemine ait parametrelerin (taşıyıcı eleman sayısı ve dağılımı, planda düzensizlik, düşeyde düzensizlik, lokal ve konstrüktif uygulamalar, vb.) dikkate alınması gerektiği, niceliksel bir yaklaşımla teknik açıdan anlamlı tanımlar çerçevesinde binaların risk seviyeleri açısından sınıflandırılabileceği, bu tip bir sınıflandırmayı gerçekleştirmek için bütün binaların ilgili Yönetmeliğinin ekinde yer alan hızlı değerlendirme formları ile değerlendirilmesi ve bina bazında elde edilen performans skorlarının sınıflandırma amacıyla kullanılması gerektiği Devamını Oku

Danıştay 6. Dairesi E: 2015/5196 K: 2016/7403 T: 16.11.2016

Riskli alan üzerindeki binaların yıkılarak arsa haline gelmesi ve 6306 sayılı Kanun'un 6. maddesinin 1. fıkrasında belirtilen en az üçte iki çoğunluk nisabının sağlanması karşısında anılan maddenin 2. fıkrasında belirtilen acele kamulaştırma yapılabilmesi için gerekli şartların oluşmadığı, uygulamadaki problemlerin birinci fıkra uyarınca çözümlenmesi gerektiği hakkında. Devamını Oku

Danıştay 14. Dairesi E: 2016/2854 K: 2017/964 T: 22.02.2017

Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgelerin incelenmesinden; dava konusu alan üzerindeki binaların yapısal sınıflarını temsil edebilecek sayı ve niteliğe sahip yapılardan seçilen örneklerden alınan karot ve numuneler ile 6306 sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliği ekinde yer alan Riskli Yapıların Tespit Edilmesine İlişkin Esaslara uygun bir şekilde elde edilen verilerin, bölgenin depremselliği ve jeolojisine ilişkin verilerle birlikte değerlendirilmesi sonucu yukarıda ayrıntılı olarak açıklanan teknik raporun hazırlandığı, bu çerçevede raporun 6306 sayılı Yasa ve 6306 sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliği hükümleri ve amacına uygun olduğu, söz konusu alanda bulunan yapıların can ve mal kaybına yol açma riski taşıdığını kanıtlayacak yeterli bilgi ve değerlendirme içerdiği, sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır. Devamını Oku

Danıştay 14. Dairesi E: 2015/6813 K: 2017/1103 T: 28.02.2017

Yapıların can ve mal kaybına yol açma riski taşıdığını ortaya koyan yukarıda belirtilen bilimsel verileri içeren herhangi bir teknik incelemenin yapılmadığı, dolayısıyla işlemin dayanağı teknik raporun yapıların can ve mal kaybına yol açma riski taşıdığını kanıtlayacak nitelikte olmadığı anlaşılmakta olup, Bakanlar Kurulu Kararına ekli listede sınır ve koordinatları belirtilen alanın 6306 sayılı Kanun ve Uygulama Yönetmeliğinin öngördüğü koşullarda detaylı bir teknik inceleme yapılmaksızın "riskli alan" ilan edilmesine ilişkin Bakanlar Kurulu Kararında hukuka uyarlık görülmemiştir. Devamını Oku